Konferans: Divan Edebiyatı'ndan Halk Edebiyatı'na
Konuşmacı: Öcal Oğuz
Yer: Bilkent Üniversitesi
Tarih: 2003
KONFERANSIN ÖZETİ:
“Entelektüeller halktan ve halk biliminden hem utanırlar hem de bundan gurur duyarlar” sözü ile konferansa başlayan Öcal Oğuz konferansının genelinde, Avrupa’daki ve Türkiye’deki şiirlerin önemli değişim süreçlerinden bahsetmiş ve entellektüellerin halk şiirine bakış açılarını değerlendirip, bunların nedenlerini sorgulamıştır.
Öcal Oğuz, günümüzde Nafi, Nebi gibi Divan Edebiyatı şairlerinin şiirlerinin pek sevilmediğini, Âşık Veysel, Karacaoğlan gibi Halk Edebiyatı şairleinin şiirlerinin daha çok sevildiğini söyleryerek günümüzdeki durumu açıklamıştır. Ancak bu durumun her dönemde farklı olduğunu ve tarihteki bazı kişilerin veya olayların bu durumu değiştirdiğini örnekler vererek açıklamıştır. Mesela Osmanlı Devleti zamanında entellektüeller tarafından halk şiirine önem verilmediğini ve eğer biz halen Osmanlı Devleti olarak kalsaydık, günümüzdeki durumun çok daha farklı olabileceği örneğini vermiştir.
Avrupada, halk şiirinin ön plana çıkmasının 16. y.y. da hümanist düşünce ile başladığını, Amerika’ da halk şiirinin yerlilere karşı gelişen ilgi ile yükseldiğini söylemiştir. Soyyetler Birliği’nde Maksim Gorkin’in 1834 yılında folklorün –yani halk şiirinin- aslında toplumun baş kaldıran sesi olduğunu düşündüğünü ve halk şiiri ezilen tabakanın sesidir yorumunu getirdiğini belirtermiştir Sayın Öcal Oğuz.
Türkiyedeki süreci anlatmasına ise Osmanlı zamanında tezkirelerde halk şiirlerlerine hiç yer verilmemesi, halk şiirinin havas diye adlandırılan yüksek sınıf tarafından adeta dışlanmasını söyleyerek giriş yapmıştır. Öcal Bey o zamanki bu durumu şu örnekle daha iyi açıklamıştır: Nefi’yi, Nabi’yi üreten, bu havas sınıfı, Karacaoğlan’ı, Dadaloğlu’nu üreten alt sınıfa idraktan yoksun türkler anlamına gelen edrak-ı bi idrak derlermiş.
Türkiye’deki bu durum 19. y.y. ın ortalarında Ziya Paşa değiştiriyor. Ziya Paşa hürrüyet gazetesinde Nabi’nin Fuzuli’nin bizim şaairlerimiz olmadığını, bizim şairleimizin Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal olduğunu ve bizim bu şairleri incelememiz gerektiğini söylemiştir. Daha sonra Ziya Paşa’nın başlattığı bu sürecin Ahmet Vefik Paşa ile devam edeceğini, Köprülü’nün de bu yolu açacağını söyleyerek Türkiye’deki süreci özetlemişti Öcal Oğuz.